branch
A branch, with beautiful small leaves. Dancing. ...
A branch, with beautiful small leaves. Dancing. ...
I had to stop—to move consciously. I have to stop consciously, to move. ...
Vücudu dans ediyordu. Kendinden geçiyordu. Deprem olmaya başlamıştı. ...
Night is not fighting day. Day is not resisting night. ...
Ben oldukça, Sen de oluyordu. ...
Kalbinin ortasındaki boşlukta gördü. Babası hiç olmamıştı. Babası hiç olmamıştı. Hiç olmamıştı babası. Baktığı boşluk yankılanıyordu: Kelimeler birer birer düşüyordu. Babası hiç olmamıştı. ...
Kalbim yine “Beria, Beria” diye atıyor. Kuş gibi sana ötmek istiyor. Susturabilir miyim kalbimi? Sana konuşmak istiyor. ...
Problem de çözümümüzün bir parçası. ...
Hayır demek hayırdır. Hayırı kabul etmek de hayırdır. Hayırsız evet günahtır. ...
Babası mutfaktaydı. Mutfakta bir şeyler yaparken bilgisayarda da başka bir işi halletmeye çalışıyordu. O ise diğer odadaydı. ...