Masumiyet
Ne kadar masumsun. Ne kadar da masumsun. ...
Ne kadar masumsun. Ne kadar da masumsun. ...
Kalbim yine “Beria, Beria” diye atıyor. Kuş gibi sana ötmek istiyor. Susturabilir miyim kalbimi? Sana konuşmak istiyor. ...
Bu karede, en güzel yaratıcının, yarattığı en güzel iki insanın, en güzel meyveleri var. ...
Bir çiçekti, yeşerdi dedim. Onun çiçek olacağını bilmiyorduk. Güzelliği bize huzur verdi, Kokusu bizi sarhoş etti. Bilmiyorduk. ...
Hânım Nenemi ziyaret ettim bugün. Hayallerimde onun yalnızlığıyla buluştum. Evli ve çocuklu değildim; annem ve babam bunun yalnızlığıma çare olacağını düşünüyorlardı. Oysa Hânım Nenem evli ve çocukluydu. Ama eşi, başka dünyalar için onu çoktan bırakıp gitmişti; çocukları da başka dünyalara doğru uzaklaşmışlardı ondan. ...
Ortaokul ikinci sınıftaydım. Müzik öğretmenim, kaybettiği annesiyle ilgili konuşuyordu. Anneler hakkında şunları diyordu: “Onlar bizim için bir sürü şey yapıyorlar; bize bakıyorlar, bulaşıkları yıkıyorlar, yemek yapıyorlar, çamaşırları yıkıyorlar…” Ben de, çok zekiyim ya hani, “Hayır öğretmenim, çamaşır ve bulaşığı makine yıkıyor, o bir şey yapmıyor,” demiştim. ...
Abi, benimle bu çayı içer misin? Etrafına bakar mısın, Neler görüyorsun? Arkana yaslanır mısın? En rahat şekilde otur, Güvendesin. ...
Baba, Bir çocuğun ağzındaki en basit kelime, Bir çocuğun kalbindeki en ağır yüke Nasıl dönüşebilirdi? ...
He was almost folded in half. Pain must have been shaping him. ...
I found him standing in front of his house, looking confused and sad— like someone who had been told they’d done something wrong but didn’t know what it was. ...