Peki Ölü?
Ölüyordun yalnızdın. Yalnızdın ölüyordun. Yalnızken ölüyordun. Ölürken yalnızdın. ...
Ölüyordun yalnızdın. Yalnızdın ölüyordun. Yalnızken ölüyordun. Ölürken yalnızdın. ...
There was noise and movement. It felt like a ritual. It was going well, until suddenly the mood changed. ...
This time they had characters. ...
Another one of those days again. ...
Sol tarafı değil, Sağ tarafı ağrıyordu. Ön tarafı değil, Arka tarafı ağrıyordu. Kalbinde değil, Sırtında taşımıştı onları. ...
Gelmişti yine. Annesini istiyordu ondan. ...
Vücudu dans ediyordu. Kendinden geçiyordu. Deprem olmaya başlamıştı. ...
Kalbinin ortasındaki boşlukta gördü. Babası hiç olmamıştı. Babası hiç olmamıştı. Hiç olmamıştı babası. Baktığı boşluk yankılanıyordu: Kelimeler birer birer düşüyordu. Babası hiç olmamıştı. ...
Will you let me be? Will you let me live? ...
You hurt me— both of you. When you were strongest, you hurt me. When I was most vulnerable, you hurt me. Both of you. ...